Şampuan

Şampuan bilindiği üzere halkımızın en fazla 50-60 yıl önce gündemine giren bir yıkama ve temizleme aracıdır. Ondan önceleri uzun yıllar saç ve vücut temizliği için sabun kullanılmış olup, günümüzde de insanımız hala sabunla yetinmektedirler. Hatta sabun kullanmayı çok önemseyip, şampuan kavramını küçümsemektedirler. Bunda genetik kodlarından gelen sabunla temizlenmek daha iyidir anlayışının büyük etkisi vardır. Halbuki hiçbir sabunun ama hiçbir sabunun, şampuan kadar net temizlik sağlama gücü, bilimsel olarak yoktur. Bazı sabunlar hakkında üretilmiş ya da türetilmiş, şampuanla ile karşılaştırmalı ve sabunları daha üstün kılan yorumlar, birer ilkel şehir efsaneleridir. Günümüzde önce koyun sonra da maymun klonlanmıştır. Bu hususu hiç unutmamak gerekir. Aya gidildiği günler çok gerilerde kalmıştır.

Sabun sanayii, kimyasal alanı sınırlı olduğundan, şampuan gibi gelişememiş ve dolayısı ile güdük kalmıştır. Bu, kaçınılmaz bir sonuçtur. Çünkü alan bellidir, üretimde çeşitlilik sınırı bellidir.

Halbuki şampuan ise, gelişmeye çok açık ve adeta sonsuz seçenekleri bulunan bir olgudur. Gelişen sosyo-ekonomik düzey, insanları daha bir konfora yönlendirmiş olup, tüketiciler artık çeşitli saç tiplerinin olduğunu, çoktan fark etmişlerdir. Bu çeşitli saç tiplerinin sabunlarda tamamen (!) karşılığı yoktur ama şampuan da ziyadesiyle mevcuttur.

Örneğin ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle, halkımızın büyük bir çoğunluğunun saçlı derisi ve buna bağlı olarak ta saçları yağlıdır. Bu olgu dermatoloji (deri hastalıkları) ile uğraşan bilim insanları tarafından saptanmıştır. İşte bu noktada ana yıkayıcı maddenin üretim esnasında doğru seçilmesi gerekir. Burada bazı ham madde üreten firmaların SLES’e göre daha pahalı ham maddeler üzerinden algı yaratarak, onu kullananları sağlık ve çevre düşmanı ilen etmelerinde isabet yoktur. Çünkü saçlı derideki yağı temizlemek için üretilen bir şampuan SLES içermek zorundadır. Bu ana yıkayıcı, zaten yağlı olan bir saçlı deriye kötü bir etki yapamaz.

Saçlı derideki yağın temizlenmesi gerektiği kadar, bu yağlanmanın da kontrol altında tutulup, sık yağlanmanın önüne geçmek için, örneğin Disodyum undesilenamido MEA_sülfosüksinat içeren anti-seboreik (yağlanmaya karşı) ve anti-fungal (bir tür mantar olan saçlı deri kepeğine karşı) bir şampuan kullanmak gerekir. Bunun da sabunda karşılığı yoktur.

Keza yağlanma ve kepeklenmeyi önleme alanında çok etkili olan selenyum sülfit içeren bir şampuan da alanında rakipsizdir.

Örneğin yağlı, kuru, normal, cansız, dökülen vb. gibi saç ve saçlı deri çeşitleri mevcuttur. Dökülen saçlar her ne kadar sadece bir şampuan ile tedavi edilemeseler de tedaviye yardımcı olan, saç diplerini kuvvetlendirme, saç kökündeki kan dolaşımını hızlandırma gibi etkileri olan şampuanlar vardır. Böyle bir sabun yoktur.

Zayıf telli saçlar için, kalınlaşmalarını sağlamak için saç kıllarına penetre (içine işlemek) olabilen maddeler içeren birçok şampuan da vardır. Hatta bunlar da dökülmeyi önleyen şampuanlarla benzerlik arz ederler.  Örneğin biberiye veya kabak çekirdeği yağı, saç diplerinde vazodilatör (saç diplerinde kan dolaşımını arttırıcı) etkiyi arttıracak bitkisel ürünleri içeren şampuanlar vardır. Bunların da sabun olarak karşılıkları yoktur.

Bunlar gibi çeşitli saç ve saçlı deri tipine uygun ve çözüm sunan pek çok şampuan mevcuttur. Yeter ki kişi şehir efsanesi ya da reklama aldanmadan bir seçim yapabilsin. Bu alanda seçim yapabilmek için en önemli ölçü; kişinin deneme-yanılma metoduyla doğru ürünü bulmasıdır.